İSTANBUL - Koç Bilgi Grubu’nun sosyal sorumluluk kapsamında oluşturduğu “Yeşil Bilgi Platformu”, henüz başında olduğumuz yaz mevsimi ve Dünya Çevre Günü gündemine paralel olarak, “orman yangınlarına yönelik farkındalığı artırmak” ve “kamuoyunun dikkatini çekmek” amacıyla Burgazada’da bir etkinlik düzenledi.
Platform destekçisi olan, Türkiye’nin önde gelen çevre Sivil Toplum Kuruluşları ÇEVKO, TEMA, DenizTemiz Derneği/TURMEPA ve WWF-Türkiye’nin de katılımıyla gerçekleşen etkinlikte konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Kurumsal İletişim ve Bilgi Grubu Başkanı Ali Y. Koç, “Türkiye’de bu yaz, “Yaz mevsimi, yangın mevsimi olmasın” dedi.
Ali Y. Koç, 21. yüzyılda dünyanın, geçmiş 50 yılına bakıldığında, birçok konuda ilerleme kaydettiğini, refah düzeyinin yükseldiğini, insanlar ve ülkelerin zenginleştiğini, insan ömrünün uzadığı belirterek, şunları söyledi:
“21. yüzyılda bu refah düzeyinin yükselmesine paralel bir tüketim toplumu oluştu. 21. yüzyılın problemlerinin 20 yüzyıl teknikleri ve yaklaşımlarıyla çözülemeyeceğini artık hepimiz kabul ediyoruz. Bu iş dünyası için de bir gerçek. Eskiden sivil toplum kuruluşlarına bir maddi yardım yapılırdı, devlet de kendi imkanlarıyla elinden geleni yapardı, özel sektör maddi imkanı yarattıktan sonra devreden çıkardı. 21. yüzyılda sadece bunların yeterli olmadığı, sadece bu işi devletten beklemenin yeterli olmayacağı, sivil toplum kuruluşlarının çok iyi niyetli olmalarına rağmen imkanlarının ve kaynaklarının yeterli olmadığı, özel sektör kuruluşlarının da sadece bir çek yazarak, maddi destek sağlayarak işin içinden çıkamayacağı, sorunun, bir bakıma çözümünün ortağı olması gerektiği bir döneme girdik. Bu dönemde de insanlar farkına vardılar ki, hepimiz için bu bilincin, farkındalığın yaratılması son derece büyük bir önem arz etmekte. Çünkü topyekün bir yaklaşım, anlayış olmadığı takdirde globalleşen dünyanın getirdiği olumlu yönlerin yanında birçok olumsuzlukların bilhassa çevre üzerinde yarattığı tahribatın toparlanmasının, çözüme kavuşturulmasının neredeyse imkansız hale geleceği neredeyse aşikar bir durum.”
Koç Topluluğu olarak, kültür, eğitim, sanat ve çevre olmak üzere birçok konuda faaliyetleri bulunduğunu hatırlatan Ali Y. Koç, şöyle devam etti:
“Farkına vardık ki, sadece yatırımlar yaparak sorumluluğumuzu yerine getirmiş olmayacağız. Farkındalık yaratma konusunda da bizlerin bir şeyler yapması gerektiğine karar verdik. Koç Topluluğu olarak hem Vehbi Koç Vakfı altında, hem diğer sivil toplum kuruluşlarıyla, hem de şirketlerimizin münferit faaliyetleriyle bu konularda pek çok çalışmamız olmasına rağmen, bu farkındalığı kendi içimizde, kendi ailemizde, çalışanlarımızla, bayilerimizle, mal verenlerimizle, onların aileleriyle bu toplu camia içinde de henüz bir tohum atmadığımızın farkına vardık. Bu bağlamda, 4 yıl önce Ülkem İçin projesini başlattık. Ülkem İçin, yılda bir gün şirketlerimizin bulunduğu bölgelerde, bayilerimizin, çalışanlarımızın, onların ailelerin bir araya gelip, bulundukları ortama katkı sağlayacak bir proje yaratmak amacıyla ortaya çıktı. Bir okulun duvarlarını boyamaktan tutun ağaç dikmeye kadar yaklaşık 620 çeşit proje çıkmıştı. Burada amaç, insanların o ruhu, duyguyu yaşaması, yaşadıkça da etrafına yaymasıydı. Orada da kendi içimizde ciddi anlamda başarılı olduğumuzu gördük. 3’üncü sene, kaynaklarımızı odaklayalım dedik ve 21. yüzyılın en büyük sorunu olan çevre konusuna odaklanmaya başladık. Geçen sene, TEMA Vakfı ve Orman Bakanlığı’nın işbirliğiyle, 7 ayrı bölgede şirketlerimizin, çalışanlarımızın, ailelerimizin ve Koç Topluluğu’nun iş yaptığı değer zincirindeki kişi ve ailelerinin katkılarıyla 700 bin ağaçlık bir proje gerçekleştirdik. 7 ayrı bölgede Orman Bakanlığı ile birlikte bunların dikimini geçen yıl yaptık.”
Geçen sene, Koç Bilgi Grubu olarak Yeşil Bilgi Platformu’nu geliştirdiklerini belirten Ali Y. Koç, “Yeşil Bilgi Platformu’nda, çevreyle ilgili pek çok konuda olduğu gibi, orman yangınları konusunda da farkındalığı oluşturmak, burayla ilgili bilinci artırmak, alınabilecek önlemlerle ilgili bilgileri yaymak üzere faaliyete geçme kararı verdik” dedi.
Çevre sorunlarıyla, öncelikle, bu konudaki bilgi ve bilinç eksikliğini gidererek mücadele etme amacıyla oluşturulan Yeşil Bilgi Platformu’nun, teknolojinin olanaklarından yararlanarak gerçekleştirdiği pek çok uygulamanın yanı sıra, yaptığı faaliyetlerle, çevre konusunda önemli gündem maddelerine dikkat çektiğini belirten Ali Y. Koç, şunları söyledi:
“Zamanlama olarak, özellikle, yaz başında gündeme getirmeyi kritik bulduğumuz bu faaliyetle, orman yangınlarını, oluşum sebeplerini, alınabilecek önlemleri, yangınların ekosisteme, çevreye ve ekonomiye verdiği zararları ve doğal kaynakların korunmasının önemini paylaşma olanağı buluyoruz. Bildiğiniz gibi, bugün bulunduğumuz Burgazada’da 6 Ekim 2003’te öğle saatlerinde başlayan orman yangını, adadaki 87 hektarlık alanın, yaklaşık 40 hektarının kaybedilmesiyle sonuçlanmıştı. 20 bin ağaç ve 13 ev kül olmuştu. Tüm bu talihsiz zararlarla, yangının maliyeti 1 milyon TL’yi aştı. Burgazada yangınının meydana geldiği 2003 yılında, Türkiye’de 1978 yangın yaşandı. Bu yangınlarda 6.246 hektarlık, başka bir ifadeyle, Burgazada yangınında kaybedilen alanın 156 katına denk büyüklükte ormanlık alanımızı yitirdik.
Türkiye’de 1937 yılından 2007 yılı sonuna kadar, 70 yılda çıkan 82.841 adet orman yangınında 1,5 milyon hektar orman alanı zarar gördü. Buna göre, Türkiye’de yılda ortalama 1167 adet yangın meydana geldi. Orman yangınları; çocuklarımıza bırakacağımız ekolojik, tarihi ve kültürel mirasın yanı sıra, ülke ekonomisine, turizmine ve ülke imajına da büyük darbe vurmaktadır. Yanmış alanların yeniden aynı şekilde yeşil bir görünüme kavuşması için 20 ila 30 yıl arasında bir zamana ihtiyaç duyulmakta; bununla birlikte, büyük bir zaman kaybı, enerji kaybı, moral kaybı ve maddi kayıplar olmaktadır.”
“Orman yangınlarının yüzde 81’i, ‘yangın mevsimi’nde gerçekleşiyor”
Ülkemizde orman yangınlarının yüzde 81’inin, Haziran-Ekim döneminde gerçekleştiğini vurgulayan Ali Y. Koç, “Orman yangınlarını ülkemizde yeni bir felaket daha yaşanmadan önce gündeme getirmeyi ve yangınlardan korunmak için alınması gereken tedbirler konusunda, toplum ve ilgili kurumlardaki hassasiyeti artırmayı hedefliyor ve Türkiye’de bu yaz, ‘Yaz mevsimi, yangın mevsimi olmasın, diyoruz. Yeşil Bilgi Platformu’nun amacına uygun olarak, kamuoyunda yangın konusundaki bilgi ve bilinç düzeyinin yükselmesiyle beraber, alınacak tedbirler ile ilgili olarak farkındalığın artmasına paralel, bu hedefimize ulaşacağımıza yürekten inanıyoruz.”
“Dünya her yıl Yunanistan büyüklüğünde orman kaybediyor”
Dünyanın, 1990’dan bu yana, her yıl yaklaşık 13 milyon hektar orman kaybettiğini, her on yılda yaklaşık yüzde 3’lük kayıp demek olan bu oranın, Yunanistan büyüklüğünde bir bölgeye denk geldiğini belirten Ali Y. Koç, şöyle devam etti:
“20. yüzyıl başlarında dünyamızda 5 milyar hektar olan ormanlık alanlar, bugün 4 milyar hektarın altına düşmüştür. Bir istatistiğe göre dünyada her dakikada 50, her saatte 300 dönüm orman yok olmaktadır. Türkiye yangın açısından riskli bir Akdeniz ülkesidir. Ülkemizde orman varlığı 20.7 milyon hektardır. Ormanlarımızın ülke yüzölçümüne oranı ise yüzde 30’dur. Avrupa ortalamasına baktığınızda bu rakam yüzde 46’dır. 1992-2001 yılları arasındaki 9 yıllık süreçte, yangınlar sebebiyle kaybolan ormanlık alan, yıllık olarak, Türkiye’de ortalama 14 bin hektar, Fransa’da 19 bin, Yunanistan’da 55 bin, İtalya’da 98 bin, İspanya’da ise 140 bin hektar olarak belirlenmiştir.
Yangınların çoğunluğunun insan kaynaklı olmasının nedenlerinin başında, insanların olumsuz tutum ve davranışları, ihmal ve dikkatsizlik yani bilgisizlik yer alıyor.”
Ülkemizde son yıllarda, gerek bireysel, gerek kamusal, gerekse de sivil toplum kuruluşlarının katkısıyla, ne mutlu ki, doğal varlıkların korunmasına ilişkin hassasiyet ve bilinç düzeyinin arttığını belirten Ali Y. Koç, “Gerek kamuoyunda ormanı ve doğal kaynakları koruma bilincinin gelişmesi, gerek alınan önlemlerin etkinleştirilmesi sonucu, son yıllarda, yangınlarda yitirilen ormanlık alanların giderek azaldığı gözlenmektedir” dedi.
Orman Genel Müdürlüğü’nün de, son 5 yıldır olumlu bir tedbir alarak, yangınla mücadele hazırlıklarını, 5 yıl önceki tarih olan 1 Haziran’da değil; 1 Mayıs itibariyle tamamladığını söyleyen Ali Y. Koç, “Yeni donanımlar alan, işçi ekiplerini, teknik elemanları eğiten, Türkiye'nin hassas 54 noktasını kameralarla takip eden Orman Genel Müdürlüğü ayrıca, hava araçları sayısını da artırmıştır.
Bu tedbirleri çok önemli bulmakla beraber, her geçen gün, daha da geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çevre ve Orman Bakanlığımız’ın da 6 Ekim 2003’te yaşanan Burgazada yangınından tam 10 gün sonra, 16 Ekim 2003’te, yanan alana ilk fidanı dikmelerinin ve 15 Aralık 2003’te fidan dikim çalışmalarının tamamlanmış olmasının çok değerli olduğunu paylaşmak istiyoruz. Burgazada’yı yeniden eski ormanlık görünümüne kavuşturma çabaları dolayısıyla da tebrik ve teşekkür ediyoruz” dedi.
Ormanların, yenilenebilir enerji kaynaklarının en zengini ve sürekli olanı olduğunu vurgulayan Ali Y. Koç, şöyle devam etti:
“Orman ekosistemi, bitkilerin, hayvanların, toprağın ve iklimin arasındaki hassas denge üzerine kuruludur. Orman yangınları, sadece ağaçları yok etmekle kalmayıp, bitkilerle birlikte, diğer canlıların da ölümüne neden olarak, inanılmaz boyutlarda ekolojik yıkımlarla sonuçlanmaktadır.
Geri dönüşü olmayan bu tükeniş trendi, çocuklarına yaşanılır bir dünya bırakmak durumunda olan insanoğlunun, doğal kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanma zorunluluğunu dramatik bir şekilde ortaya koyuyor.
Yeşil Bilgi Platformu, herbirinizin ve hepimizin katkısıyla, çevre sorunlarıyla mücadele için bilgi ve bilinç düzeyinin, toplum genelinde artmasına hizmet ediyor.
Bugün burada orman yangınlarına dikkat çekme amacıyla buluştuğumuz toplantımızda, ormanlarla birlikte, doğal kaynakların da korunması ve sürdürülebilir olmasının önemine inandığımızı paylaştık.”
“Yangınların sonuçlarının ekolojik bedeli, geleceğimizi ipotek altına almaktadır”
WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Öngör, “Yangınların yol açtığı milyonlarca liralık ekonomik bedel bir yana, canlı varlıkların ve doğal yaşam alanlarının kaybedilmesi, toprak erozyonu, hidrolojik düzenin bozulması, karbon salınımının artması gibi sonuçların ekolojik bedeli geleceğimizi ipotek altına almaktadır” dedi.
Öngör, sözlerine şöyle devam etti:
“Küresel ısınma tehdidi, hem karbon depolayarak iklim değişikliğiyle mücadelede hem de yeni koşullara uyumda ormanların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Yaz sezonuna girerken önümüzde yeni bir kritik dönem daha başlıyor. Akdeniz kuşağında yer alan ülkemizde orman yangınlarının, tıpkı deprem gibi kaçınılmaz bir gerçek olduğunu kabul etmek zorundayız. Depremlere karşı ne kadar bilinçli ve hazırlıklı olmamız gerekiyorsa, orman yangınlarına karşı da bütün kurumları ve bireyleri ile hazır olmamız ve toplumsal sorumluluk içinde hareket etmemiz gerekmektedir.
Orman yangınlarına yönelik yaklaşımların geliştirilmesinde, yangınların gerisinde yatan nedenlerin iyi analiz edilmesi ve yalnızca söndürme eylemi üzerine değil, ‘önleme’, ‘hazırlık’, ‘söndürme’, ‘restorasyon’dan oluşan dört aşamalı ve bütüncül bir ulusal anlayış geliştirmeliyiz. Ülkemizde orman yangınlarının büyük sebebinin insan kaynaklı olması, burada bilincin geliştirilmesi, farkındalık yaratma, orman köylülerinin ormanı sağlıklı işletmekten ekonomik çıkar sağlayacak modellerin uygulanması gibi hayati önemi olan politikaları uygulamak zorundayız. Aksi takdirde, orman yangınları, dünyayı küresel ısınmaya biraz daha yaklaştırırken bundan en çok etkilenecek bölgelerden biri olan Akdeniz Havzasını ve ülkemizi biraz daha çölleştirecektir.”
“Herkesi ormanlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz”
TEMA Vakfı Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Doğan, küresel iklim değişikliği, kuraklık ve meteorolojik koşulların; orman yangınları riskini artırdığına ve önümüzdeki günlerde de bu riskin giderek artış yönünde olacağına dikkat çekti.
Yetkilileri ve halkımızı orman yangınlarına karşı daha duyarlı ve tedbirli olmaya çağıran Prof. Dr. Orhan Doğan, “Ülkemizde son yıllarda sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde başta ormanlarımız olmak üzere doğal varlıkların korunmasına ilişkin bilinç ve duyarlık artmıştır. Herkesi doğal ormanlarımıza sahip çıkarak korumaya ve yeni ormanların oluşması için çaba gösteren sivil toplum örgütlerine destek vermeye çağırıyoruz” dedi.
“Ormanlara verilen zarar, dönüp denizi vuruyor”
DenizTemiz Derneği/TURMEPA Genel Müdürü Levent Ballar, ormanlara verilen zararların denizlerde neden olduğu zararlara değindi. Ballar, “Ormanlar, yeryüzünün akciğerleridir, denizler ise yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz oksijenin yüzde 75’ini sağlıyor. Bu iki yaşamsal kaynağa vereceğimiz zarar, soluksuz kalmamıza neden oluyor. Ormanlara verilen zarar; yangınlar, ağaç kesimleri, piknik sonrası bırakılan atıklar vs. dönüp denizi vuruyor. Aynı şekilde ormana kıyısı olan denizlerdeki yanlış kullanımlar da ormanlara tehdit oluşturuyor.”
DenizTemiz Derneği/TURMEPA’nın, ormanlara verilen/verilecek zararın önüne geçmeye çalıştığını belirten Ballar, “Teknelerin koylarda rastgele demir atmaları ya da ağaçlara bağlanmalarını engellemek, TURMEPA’nın gerçekleştirdiği çalışmalar arasında yer alıyor. Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı (ÖÇKKB) işbirliği ile Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından öncelikli koruma altına alınan koyların kara ve deniz ekosistemini ve yine bölgenin sualtını korumak amacıyla, teknelerin gelişigüzel demir atmalarını engelleyecek şamandıralar ve mapalar yerleştiriyoruz. Bunun en güzel örneğini Göcek Koylarında görebilirsiniz. Bugün yerleştirdiğimiz 300’e yakın mapa sayesinde binlerce tekne ağaçlara bağlanmadı ve binlerce ağaç yok olmaktan kurtuldu” diye konuştu.
“Orman yangınlarının yüzde 48’i dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu meydana geliyor”
ÇEVKO Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Okyar Yayalar, Türkiye’nin 2004 yılı itibariyle, toplam 21 milyon hektar ormanlık alana sahip olduğunu, son 10 yılda Türkiye’de yaklaşık 90 bin hektar ormanlık alan, çeşitli sebeplerle çıkan orman yangınlarına kurban gittiğini hatırlattı.
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın açıklamasına göre ormanların; ihmal, dikkatsizlik (söndürülmeyen piknik ateşi, sigara izmariti vb.) sonucu veya kasıtlı olarak (tarla açma, kaçak yapılaşma vb.) yakılmakta olduğunu belirten Yayalar, “Orman yangınlarının yüzde 47'sinin sebebi tam olarak belirlenememiştir. Sebebi belirlenen orman yangınlarının yüzde 48'inin kasten, yüzde 48'inin dikkatsizlik ve tedbirsizlik, yüzde 4'ünün de yıldırım vb. doğal oluşumlar sonucu meydana geldiği belirlenmiştir. Ormanların korunması ve orman yangınlarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve bununla ilgili denetimlerin artırılması gerekmektedir” dedi.
Yayalar, “1 ton kâğıdın üretilmesi için 17 ağaç kesilmektedir. ÇEVKO Vakfı olarak 2008 yılında geri dönüşüm sanayiine sevk ettiğimiz 178.000 ton kâğıt atık sayesinde, yaklaşık 3 milyon yetişkin ağacın kesilmesi önlenmiştir. Ayrıca ağaç kesimi ile üretilen kağıt için tüketilen su miktarında da büyük bir tasarruf sağlanmaktadır. Böylece doğal kaynaklar da korunmaktadır” diye konuştu.
Toplu Fotoğraf, soldan sağa: Koç Bilgi Grubu Kurumsal İletişim Koordinatörü Banu Aydoğan, WWF – Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Akın Öngör, Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Kurumsal İletişim ve Bilgi Grubu Başkanı Ali Y. Koç, Adalar Belediye Başkanı Mustafa Farsakoğlu, Deniz Temiz Derneği/ TURMEPA Genel Sekreteri Levent Ballar, TEMA Vakfı Genel Müdürü Prof.Dr.Orhan, ÇEVKO Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Okyar Yayalar, Koç Bilgi Grubu Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu.
(YEŞİLBİLGİ)